En iyi buğday yarışmasına senelerdir katılan bir çiftçi, büyük ödülü o yıl da kazanmıştı. Yarışmayı izleyen gazeteciler, çiftçiden bu başarısının sırrını öğrenmek istediler.Çiftçi, bu sırrın, kendi buğday tohumlarını komşularıyla paylaşmasında yattığını söyledi.
Gazeteciler bu cevaba çok şaşırdılar:“Onlar sizin rakibiniz olarak yarışmaya katılıyorlar. Buna rağmen, ne diye tohumlarınızı onlarla paylaşıyorsunuz?” diye sordular.
Çiftçi:“Neden olmasın?” dedi. “Bilmiyor musunuz: Rüzgâr, olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu bakımdan, komşularımın kötü buğday yetiştirmeleri demek, benim ürünümün de iyi olmaması demektir. En iyi buğdayı yetiştirmek için, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.”
30 Nisan 2006
ZEHİR
Uzun yıllar önce Cinde Li-Li adli bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya baslar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol acar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır. Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ve annesi ile karısı arasında kalan eşi içinde cehennem haline gelmiştir. Artik bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kız doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ekstre hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kıza kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler. Sevinç içinde eve donen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün en güzel yemekleri yapıyor. Kaynanasının tabağına azar azar zehri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgarları esiyordu.
Genç kız kendisini ağır bir yük altında hisseder. Yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvarır. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordur. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşışında konuşup duran Li-Li ye bakar ve kahkahalarla gülmeye başlar, "Sevgili Li-Li der, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz " der.
Kıssadan Hisse: Eski bir Çin atasözü söyle der; "Gül veren elde gül kokusu kalır." Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.
Genç kız kendisini ağır bir yük altında hisseder. Yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvarır. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordur. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşışında konuşup duran Li-Li ye bakar ve kahkahalarla gülmeye başlar, "Sevgili Li-Li der, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz " der.
Kıssadan Hisse: Eski bir Çin atasözü söyle der; "Gül veren elde gül kokusu kalır." Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.
21 Nisan 2006
GÜNEŞ TUTULMASI
Güneş tutulmasını 80. yıl cumhuriyet ilköğretim okulu olarak okulun bahçesinde izledik. Hepimiz çok heyecanlıydık. Çocukların bazıları öğretmenim ya deprem olursa ya dünyanın sonu geldiyse gibi sözler etmeye başladı. Bu arada soğuk bir esinti esmeye başladı. Ha bu arada güneş tutulmasını ne ile izliyorduk biliyor musunuz? İkiye katlanmış röntgen filmiyle. Güneşe bakarken insanın böbreğini mi seyrediyorduk yoksa güneşin ayın arkasında kayboluşunu mu bilemiyorum.
16 Nisan 2006
SINIF
Bu yıl birinci sınıfları okutuyorum. Harften öğretiyoruz ya! E ve T harflerini verdikten sonra iki harfi birleştirip okutuyorum. 'Et' kelimesi ortaya çıkıyor. Daha sonra tekrar yaptırdığımda öğrencilerimden bir tanesi 'Et' kelimesine ne derse beğenirsiniz. 'TAVUK'. Çok gülmüştüm.
14 Nisan 2006
03 Nisan 2006
DİNLENME KAMPI
Gündoğan’da (Mavi Bayrak ödüllü) Cennet Motel’de sıcak bir ortamda tatil yapmak istiyorsanız ayrıntılar için tıklayınız
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
